A. Meme kanseri:
Seçici Östrojen Reseptör Modulatörleri (SERM'ler):
Bu ilaçlar bazı dokularda
(kemik, v.b.) östrojen hormonu gibi davranırken, bazı dokularda ise (meme
dokusu gibi) östrojenin etkisini engellerler. Tamoksifen böyle bir ilaçtır.
Fakat meme dokusundaki etkilerinin yanısıra tamoksifenin rahim kanseri
riskini arttırır, inme, toplar damar ve akciğerlerde damar tıkanıklığı
yapıcı yan etkileri vardır. Meme kanseri olma riski yüksek olan kadınlarda
yapılan çalışmalarda tamoksifenin bu riski azalttığı gösterilmiştir. Bu
nedenlememe kanserine yakalanme riski yüksek olan sağlıklı kadınkarın
tamoksifen kullanımı hakkında doktorlarına danışmaları, ilacın fayda ve yan
etkilerini dikkatle tartışmaları uygun olacaktır. Başka bir SERM ilacı olan
raloksifen de menopozdaki kadınlarda kemik erimesini engellemek amacıyla
kullanıldığı çalışmada bu ilacı kullanan hastalarda meme kanseri sıklığının
da azaldığı görülmüştür. Bu gözlem üzerine yüksek riskli menopoza girmiş
olan sağlıklı kadınlarda meme kanseri riski üzerine etkisini araştırılmaya
başlanmıştır ve halen bunlar devam etmektedir.
Hormonlar:
Kadınlarda yumurtalıklar tarafından yapılan östrojen hormonu meme
kanseri riskini arttırmaktadır. Östrojenin ortamdan kaldırılması tümörün
büyümesini azaltmaktadır. Hem östrojen, hem de progesteron içeren hormon
tedavilerinin kullanılması bu ilaçları almayan hastalara nazaran meme
kanseri görülme riskini arttırmaktadır. Bu tedavileri kullanmadan önce
mutlaka doktorunuza danışmanız, mammografi gibi meme kanserini erken
saptamak amacıyla kullandığımız tarama testlerinizi yaptırmanız ve
sonuçların tamamen normal olduğunu gördükten sonra ilaçları kullanmanız
gereklidir. Hormon tedavisinin size getireceği faydalar ve zararlar
doktorunuzla tartışılarak bir karara varılmalıdır.
İlk adetin daha geç yaşta başlaması, erken yaşta menopoza girmek ve doğum
yapmak da meme kanseri riskini azaltmaktadır. İlk çocuğunuzu 20 yaşından
erken doğurursanız bu riskinizi daha da azaltacaktır. Fakat hiç doğum
yapmamak veya ilk doğumunu 35 yaşından sonra yapmak meme kanseri riskini
arttıracaktır.
Radyasyon:
Özellikle çok genç yaşlarda sık akciğer röntgeni çektirmek,
çocukluk çağında Hodgkin lenfoma (lenf kanseri) gibi hastalıklar nedeniyle
ışın tedavisi yapılan kişilerde ileriki yaşlarda meme kanseri daha sık
görülmektedir.
Diyet ve yaşam standartları:
Fazla yağlı gıdalarla beslenme, alkol
kullanımı, menopoz sonrası kilo almak meme kanseri riskini arttırmaktadır.
Bebekleri emzirme, genç yaşlardan itibaren düzenli egzersiz yapmak ve bazı
vitaminler meme kanserinden korunmada faydası olabilir.
Çok yüksek riski olan (ailede çok sayıda genç yaşta meme kanseri hastası
görülmesi gibi) kişilerde her iki memenin de ameliyatla alınması meme
kanseri riskini azaltmaktadır, ama böyle bir girişim bu işin uzmanlarına
danışıldıktan ve bireyle ayrıntılı olarak tüm olasılıklar tartışıldıktan
sonra yapılmalıdır. Bazı genlerin meme kanseri riskini arttırdığı
bilinmektedir. Bu genlerle ilgili daha ayrıntılı çalışmalar devam
etmektedir.
B. Rahim ağızı (Serviks) Kanseri:
Serviks kanseri çok yavaş ilerleyen ve düzenli kadın doğum kontrolleri
yapılan hastalarda Pap testiyle tanı konulan bir kanserdir. Bu kansere
yakalanma riskini arttıran faktörlerden çoğu önlenebilir faktörlerdir.
HPV infeksiyonu: Human papilloma virus (HPV) cinsel yolla bulaşan bir
hastalıktır. HPV'nin çok sayıda çeşidi vardır ve bunlardan başlıca 4
tanesinin kansere yol açtığı görülmektedir. Bu hastalığa karşı geliştirilen
aşı tedavisinin faydalı olduğu ilk çalışmalarda görülmüştür. Bu aşıların ne
kadar süreyle koruduğu tam olarak bilinmemektedir ve çalışmalar sürmektedir.
Cinsel ilişki öyküsü:
Çok genç yaşlarda cinsel ilişki yaşamak, çok sayıda
kişiyle ilişkiye girmek ve ilişki sırasında preservatif kullanmamak diğer
cinsel yolla bulaşan hastalıklarda olduğu gibi HPV'e yakalanma riskini ve
serviks kanseri riskini de arttıracaktır.
Doğumlar:
Yedi veya daha fazla doğum yapmak ve uzun süreli (5 yıl veya daha
fazla) doğum kontrol hapı kullanmak riski arttırır.
Düzenli kadın doğum muayenelerinin ve Pap testlerinin yapılması çok erken
değişikliklerin vaktinde farkedilmesini ve bunların kansere dönüşmeden
tedavinin yapılmasını sağlar.
Sigara kullanımı serviks kanseri riskini arttırır. Bazı çalışmalarda bazı
mikrobesinlerin (vitaminler ve mineraller) faydalı olduğunu söylemelerine
karşın bu ispat edilememiştir.
C. Kalın Barsak (kolon ve rektum) Kanseri:
Diyet ve yaşam standartları:
Fazla yağlı (özellikle doymuş yağlardan
zengin), yüksek proteinli ve kalorili diyetle beslenen, fazla miktarda et
tüketen (hem kırmızı hem de beyaz), alkol alan, yetersiz kalsiyum, D
vitamini ve folattan alan kişilerde kalın barsak kanseri riski artmıştır.
Kanser olduktan sonra az yağlı, yüksek lif içerikli, sebze ve meyveden
zengin beslenmenin 3-4 yıl içinde kanserin tekrarlama riskini azaltmadığı
bir çalışmada gösterilmiştir. Az hareket ve sigara kullanımı da kalın barsak
kanseri riskini arttırabilir.
İlaçlar:
Bazı çalışmalarda steroid olmayan anti-inflamatuvar ilaçların ve
menopoz sonrası kadınlarda östrojen kullanımının riski azaltabileceği
gösterilmiştir.
Barsaktaki poliplerin bazıları zaman içinde kansere dönüşebişdiği için olan
poliplerin alınması uygundur.
Ç. Rahim (endometriyum) Kanseri:
İlaçlar: Menopoz sonrası kadınların şikayetlerini azaltmak amacıyla sadece
östrojen hormonu alması ve meme kanseri tanısı sonrasında tedavi amaçlı veya
yüksek riskli kişilerde korunma amaçlı tamoksifen kullanımı endometriyum
kanser riskini arttırır. Doğum kontrol hapı kullanmak ise riski azaltır.
Erken yaşda adet görmeye başlamak ve geç yaşda menopoza girmek de riski
arttırmaktadır. Hamilelik ve anne sütü vermenin koruyucu rolü vardır.
Obez (şişman) kişilerde endometriyum kanseri riski yüksektir. Düzenli
egzersiz yapan ve sebze meyve ağırlıklı beslenen kişilerde riskin
azalabileceği ileri sürülmüştür.
Herediter non-poliposis koli (genetik geçişi olan bir hastalık) ve
polikistik over sendromu (yumurtalıklardan hormon salınımı düzensizliği olan
bir hastalık) olan hastalarda risk artmıştır.
D. Yemek Borusu (Özofagus) Kanseri:
Sigara ve alkol çok önemli risk faktörleridir. Yeşil ve sarı renkli sebze ve
meyve içeren beslenme riski azaltacaktır. Aspirin gibi ağrı kesici (steroid
olmayan anti-inflamatuvarlar) bazı ilaçların düzenli kullanımı da riski
azaltır.
Helicobacter Pylori infeksiyonu özellikle mide duvarındaki hücrelerde
zedelenme yaparak ülserler yapabilir. Bu hem mide kanseri, hem mide
lenfoması, hemde özofagus kanserlerinde riski arttırabilir.
Reflu hastalığı (mide içeriğinin yemek borusundan geri gelmesi) zaman içinde
özofagus yüzeyini zedeleyerek Barret özofagusu denilen duruma yol açar.
Burada midede bulunması gereken hücreler yemek borusunda görülmeye başlar.
Bu durum tedavi edilmezse yıllar içinde bu bölgelerde kanser görülür.
E. Mide (gastrik) Kanseri:
Fazla tuzlu beslenme mide kanserini arttırırkek, bol taze sebze meyve ve
beta-karoten ve vitamin C içeren beslenme riski azaltır.
Helicobacter Pylori infeksiyonu özellikle mide duvarındaki hücrelerde
zedelenme yaparak ülserler yapabilir. Mide kanseri ve mide lenfoması riski
bu hastalarda artmıştır. Böyle bir durum veya Barret özofagusu olan hastalar
tedavi edilmelidir.
F. Karaciğer (hepatoselüler) Kanseri:
Hepatit B, hepatit C, alkol kullanımı, aflatoksinler (sağlıksız koşullarda
saklanan tahıllar, fındık fıstıklarda oluşan bir çeşit toksin) ve diğer
faktörlerin yol açtığı siroz hastalığı karaciğerin kendinden çıkan
kanserinin görülme olasılığını arttırır. Alkol kullanımının
sınırlandırılması, hepatit B'e karşı aşılanma ile risk azaltılmaktadır.
G. Akciğer Kanseri:
Sigara ve tütün içerikleri akciğer kanserlerinin başlıca sebebidir. Sigarayı
bırakmak, içilen ortanlardan kaçınmak riski azaltmak için gereklidir. Bunun
dışında asbest ve radonla karşılaşmak da riski arttırmaktadır.
Kemoprevensiyon amaçlı çeşitli maddelar ve vitaminler kullanılmıştır.
Şimdiye kadar akciğer kanser riskini azaltan bir ilaç bulunmnamamıştır. Bu
konudaki çalışmalar devam etmektedir. Özellikle beta-karoten kullanan ve
aynı zamanda sigara içmeye devam eden hastalarda akciğer kanserine yakalanma
riski artmıştır. Çalışmalar sonuçlanmadan mikrobesinlerin bu amaçlı
kullanılmaması gereklidir.
H. Ağız İçi (oral) Kanserler:
Sigara ve alkol kullanımı ağız içi kanser riskini belirgin olarak
arttırmaktadır. Riski azaltmak için igara içilmemeli ve alkol alınmamalıdır.
Kemoprevensiyon amaçlı çeşitli mikrobesinlerle yapılan çalışmalar devam
etmektedir. Bunlar sonuçlanana kadar beklenmelidir.
I. Yumurtalık (over) Kanseri:
Yaşlandıkça over kanseri riski artmaktadır. Düzenli kadın doğum
kontrollerinin ve tarama testlerinin yapılması bu kanserleri erken dönemde
saptayamayabilir.
Doğum kontrol hapı kullanmak over kanseri riskini azaltabilir. Doğum
yapanlar ve emziren kadınlarda da risk daha azdır. Tüplerini bağlatan veya
rahmi alınan hastalarda da over kanseri daha nadir görülmüştür. Menopoz
sonrası kadınların hormon ilaçları kullanması ve çocuğu olmayan kişilerde
yumurtlamayı arttıran ilaçların kullanımı da over kanser riskini
arttırmaktadır.
Ailesinde birinci derece akrabalarında (anne, kızkardeş) over kanseri
olanlarda risk daha yüksektir. Ailesinde çok sayıda over kanseri hastası
olan kişilerde riski azaltmak amacıyla uzmanlarla dikkatle tartışıldıktan
sonra her iki yumurtalık ameliyatla alınabilir.
Obezite over kanserinde önemli bir risk faktörüdür. Bu kişilerin normal
kiloya inmeleri ve bunu korumaları gereklidir.
İ. Prostat Kanseri:
Yaşla birlikte prostat kanseri görülme sıklığı artar. Bu riski azaltmak
amacıyla kemoprevensiyon çalışmaları devam etmektedir. Daha önce yapılan
çalışmalarda diflorometilornitin (DFMO), isoflavinoidlerin, selenyum, D ve E
vitamimleri, ve likopen (domatez içeriği) gibi çeşitli ajanların riski
azaltmada faydaları olabileceği bildirildi. Finasteride gibi erkeklik
hormonunu azaltarak etki eden bazı ilaçlar da bu çalışmalarda denenmektedir.
Düşük yağ içerikli, taze sebze meyveden zengin beslenmenin prostat kanseri
riskini azaltmaktadır.
J. Cilt Kanseri:
Cilt kanserleri özellikle ultraviyole ışınları nedeniyle olmaktadır. Cilt
kanserinden korunmak için özellikle çocukluk çağında düzenli güneşten
koruyucu krem kullanmak, güneş ışınlarının en tehlikeli olduğu saatlerde
(11:00-15:00 arasında) güneşe çıkmamak, şapka, uzun kollu giyecekler giyerek
güneşten korunmak gerekmektedir. Bu önlemlerin melanom türü cilt
kanserlerinde ne kadar etkili olduğu tam olarak bilinmemektedir.
Cildinizdeki benlere dikkat etmeli, herhangi bir büyüme, ciltten kabarıklık,
renkte koyulaşma veya sınırlarında düzensizlik farkedildiğinde beklemeden
uzman doktura başvurmak gereklidir.
Kaynaklar:
www.cancer.gov/cancertopics/pdq/prevension
www.cancer.gov/cancertopics/pdq/screening
www.cancer.org/docroot/home/index.asp
|