Normal hücrelerin kanser hücrelerine dönüşmelerinde geçtikleri aşamalara
karsinogenez adı verilmektedir. Bu değişikliklere neden olan başlıca
etkenler kimyasal maddeler, ultraviyole ve iyonizan radyasyon gibi fiziksel
ajanlar ve virüslerdir. Hepatit B virüsü, insan papilloma virüsü (HPV) ve
retrovirüslerin kansere neden oldukları hemen hemen kesinlik kazanmıştır.
Kanser etkenlerinin kesin olarak saptanabilmesi korunmaya yönelik
uygulamaları güçlendirecek, ayrıca örneğin virüslerin neden olduğu rahim
boynu kanseri için söz konusu olduğu üzere aşı çalışmalarıyla önlenmesi
olasılığını gündeme getirecektir.
 |
|
Kansere neden olan alışkanlıkların başında elbette sigara kullanımı
gelmektedir. Sigara başta akciğer kanseri olmak üzere, ağız boşluğu, hava
yolları (larinks), böbrek, idrar kesesi, rahim ağızı (serviks) ve pankreas
kanserlerinin gelişiminden sorumlu tutulmaktadır. Kanserin yolaçtığı tüm
ölümlerin % 30'u sigara ve diğer tütün ürünlerine atfedilmektedir. Günde
1-10 adet sigara içmekle akciğer kanseri riski içmeyenlere göre %20
artarken, iki paket içildiğinde bu rakam %80'e varmaktadır. |
Öte yandan sigara içilmese bile sigara içilen ortamda bulunulması da (pasif içicilik)
akciğer kanseri riskini yaklaşık 1,5 kat arttırmaktadır. Yaklaşık 20 yıl
günde bir paket sigara içmiş birinin akciğer kanserine yakalanma riski
sigarayı bıraktıktan sonraki 10 yıl içerisinde ancak yarıya inmektedir.
Sigara içmeyi bırakmak kanser ve diğer kalp, damar ve akciğer
hastalıklarının oluşma ihtimalini azaltmak için yapılabilecek en önemli
korunmadır. Bu amaçla doktorunuza başvurduğunuzda sigarayı bırakma sırasında
ihtiyacınız olacak psikolojik ve ilaç (nikotin içeren yapıştırma bantları,
sakızları, v.b.) desteğini sağlayacaktır.
Sigaranın zararlı etkileri beraberinde alkol alındığında daha da
artmaktadır.
 |
|
Ulusların beslenme alışkanlıklarını ve belli kanserlerin görülme
sıklığını dikkate alınarak yapılan çalışmalar, yüksek yağ ve protein, düşük
lif içeren gıdalar yenmesinin kalın bağırsak, meme, rahim, pankreas ve
prostat kanserleri riskini artırdığını ortaya koymuşlardır. Yanlış
beslenmenin bütün kanserlerin % 35'inden sorumlu olduğuna inanılmaktadır.
A.B.D. Ulusal Bilimler Akademisi ve Ulusal Kanser Enstitüsü'nün bu konudaki
ilk önerisi alınan yağ miktarını kısıtlamaktır. |
Buna göre yağlardan alınan kalori günlük kalori alımının % 30'unu geçmemelidir. Öte yandan lifli
gıdalara ağırlık verilmeli, rafine gıdalardan olabildiğince uzak
durulmalıdır. Özellikle taze sebze ve meyveler, ve son yıllarda ülkemizde de
tüketimi giderek yaygınlaşan tam işlememiş tahıl ürünleri tercih
edilmelidir. Füme gıdalardan kaçınılmalıdır. Uzak Doğu ülkelerindeki yüksek
mide kanseri sıklığından isli balık yeme geleneğinin sorumlu olduğu kabul
edilmektedir. Etleri pişirmede yeterince iyi yanmamış mangal ateşi
kullanılması da bazı kanser yapıcı kimyasal maddelerin oluşmasına neden
olmaktadır. Aynı risk yüksek miktarda nitrit içeren salam, sosis gibi
şarküteri ürünleri için de geçerlidir.
Şişmanlığın menopoz sonrası meme, prostat, kalın barsak kanseri
ihtimalini arttırdığına dair veriler mevcuttur.
Kanserin ortaya çıkmasından sorumlu üçüncü önemli neden ise giderek
artan çevre kirliliğidir. Çevre kirliliği sadece hava kirliliğinden ibaret
değildir. İçme ve kullanma sularının, toprakların, dolayısıyla yiyeceklerin
kirliliği de bu kapsam içerisine girmektedir. İnsanoğlu toprağı kazıp pek
çok madeni yeryüzüne çıkarmakta, ne var ki aslında yeryüzünde bulunmaması
gereken bu madenlerin atıklarını zararsızlaştırmada aynı duyarlılığı
göstermemektedir. Her gün kullanılıp çöpe atılan "piller" bunun en basit
örnekleridir. Çevre kirliliğinin kanser oluşumuna katkısı ozon tabakasının
incelmesi ve mesleki faktörleri de işin içine kattığımızda %10'u
bulmaktadır. Stratosferik ozonun azalması ultraviyole ışınlarının zararlı
etkilerini artırmıştır ve ultraviyolenin cilt kanserine neden olucu etkisi
kesindir.
Yaş ilerledikçe kanser riski artmaktadır. Kadınlarda meme ve üreme
organlarına ait kanserler; erkeklerde prostat ve akciğer kanserleri ileri
yaşlarda daha çok görülmektedir.
Kansere yakalanma olasılığı yukarıda anlattığımız etkenlerle karşılaşma
yoğunluğu ve süresi ölçüsünde artmaktadır. Bu nedenle yaş ne kadar ileriyse
o kadar sık ve düzenli doktor kontrolünden geçerek hastalığın henüz
başlangıcında yakalanması mümkündür. Yeterince erken tanı konulduğunda
kanser tamamen tedavi edilebilecek bir hastalıktır.
Kaynaklar:
www.cancer.gov/cancertopics/pdq/prevension
www.cancer.gov/cancertopics/pdq/screening
www.cancer.org/docroot/home/index.asp
|